Blog

  • Kuru Otlar Üstüne Notlarım

    Kuru Otlar Üstüne Notlarım

    Birazdan anlatacaklarım ne bir film öncesi yazısı ne de tam bir inceleme olacak. Sadece ve sadece film hakkında yazdığım üç beş düşünceden ibarettir. Dün Nuri Bilge Ceylan’ın son filmi “Kuru Otlar Üstüne” filmini izledim ve filmin etkisi üzerimdeyken bir şeyler karalamak istedim. Açıkçası, bu film beni derinden etkiledi ve içine hızlıca çeken bir film oldu. Filmi izlerken, NBC’nin alışık olduğumuz o yavaş temposu ilk başta zorlayacak gibi geliyor ama film atmosferi hızlıca sizi içine çekiyor. Üniversite öğrenimim boyunca Erzurum’da yaşamış birisi olarak o soğuğu içimde hissettim ve öğrencilik zamanlarım gözümde canlandı. Ki çekimler de Erzurum’un Karayazı ilçesinde yapılmış. Film dakikalar ilerledikçe sizi de olaya dahil ediyor. 

    © nuribilgeceylan.com

    Burada iki mevsim yaşanır ya kış ya da yaz

    Karakter Analizi

    Filmin başlarında Samet’i izlerken, onun bu küçük Anadolu kasabasında sıkışıp kalmışlığını hissedebiliyorsunuz. Gözlerindeki o boşluk, sanki “Ben burada ne yapıyorum?” sorusunun canlı bir tezahürü. Büyük şehirden gelmiş, belki de büyük hayallerle öğretmenliğe başlamış ama şimdi… Şimdi sadece günlerini doldurmaya çalışan biri haline gelmiş. Öğrencilerle olan ilişkisine baktığımızda hem öğrencileri önemsiyor hem de umudunu yitirdiğini fark edip taşra gerçeklerini öğrencilerin yüzüne vuruyor. Samet, ne çok iyi bir karakter ne de çok kötü bir karakter. O kadar realist bir bakış açısı taşıyor ki günümüz koşullarındaki benzer şartlardaki öğretmenlerin bir yansıması gibi adeta. Samet ve Kenan’ın aralarındaki ilişkiye baktığımızda sadece taşradaki yalnızlıklarını gidermek için var gibi. İkisi de bir dosttan ziyade aynı evi paylaşan, evi otel gibi kullanan kişiler. Samet’in içerisindeki narsist kişiliğini Samet, Kenan ve Nuray’ın kafede buluştuğunda, Nuray’ın Kenan’ın yüzünün fotoğrafını çekmek istediği sahnede görüyoruz. Nuray’ın fotoğraf karesine giren Samet’in kolunu çekmesini söylemesi adete Samet’in artık ön planda olmayan, önemsiz birisi gibi bir durumda hissettiriyor. Artık masanın ana subjesi Samet değilmişçesine. Sonrasında Kenan’ın Nuray’a direksiyon dersi vermesini ve Kenan’ın bunu gizlediğini gören Samet’in dışlanmışlık hissi karşısında Kenan’ın Nuray’la görüşmelerinden Samet’e bahsetmemesi bu dozu daha da artırıyor. Buna karşılık Nuray Samet ve Kenan’ı eve davet ediyor ancak Samet bu davetten Kenan’a hiç bahsetmiyor. Samet’in tek başına gitmesi ve gizli kalması gerekenleri doğrudan Kenan’a kibirli bir dille aktarması sonucunda Samet’in bu durumdan zevk alışını izliyoruz.

    © nuribilgeceylan.com

    Taşra Dili

    Taşralardaki standart olguların çok iyi yedirildiğini düşünüyorum. Bunlardan birisi de Ziraat Bankası. Her taşrada şehrin meydanında bulunan Ziraat Bankası tüm öğretmenlerin, memurların uğrak noktası ki Samet’in para çekerken Nurayla karşılaşması da buradadır. Ayrıca taşralardaki bu memur kesimin tercih ettiği her türlü imkanın bulunduğu taşranın ruhundan arındırılan kafe de bunlardan birisi. İnsan bir olayın içine girdiğinde gezmeyi ve keşfetmeyi unutur. Samet’in de bunca zaman gezmediği tarihi yerleri, ayrılma vakti geldiğinde her yerde fotoğraf çektirerek gezmesi artık ayrılık vaktinin geldiğini ve bir daha oraya dönmeyeceğini hatırlatan bir sahne. 

    Filmin Anlattıkları

    Kuru Otlar Üstüne, sadece bir taşra hikayesi değil bence. İçinde bulunduğumuz toplumun bir yansıması gibi. Eğitim sistemimizin sorunları, kadınların yaşadığı zorluklar, taşra-şehir çatışması… Hepsi var bu filmde. Büyük umutlarla başlanan, pek çok sınavdan geçerek başlanan öğretmenlik mesleğinin taşra yolculuğunda ne eğitimden ne de öğretimden eser kalmadığı, sadece bir gün bu ızdırabın biteceği günleri sayan bir olguya dönüştüğünü görüyoruz. 

    © nuribilgeceylan.com

    Son Sözler

    Kuru Otlar Üstüne, kolay bir film değil, bunu baştan söyleyeyim. Ama sabırla izlendiğinde, insana çok şey katıyor. Bu filmi festivalde izlemek isterdim. Bu zamana kadar izlemediğime çok pişman oldum. Soğuk bir kış havasında izlenirse daha etkili bir izlenme deneyimi oluşturacağını düşünüyorum. Film aralarına sıkıştırılmış fotoğraflar da mükemmel kalitede şehrin ruhunu yansıtan taşranın, anadolunun karakterlerini bize yansıtıyor adeta. Bu görsel şölenin filme çok yakıştığını da söylemeliyim. NBC’nin bu filmi, sadece izlenen değil, yaşanan bir deneyim sunuyor. En beğenmediğim kısmı ise Samet’in Nuray’ın evindeyken Dördüncü Duvar’ı yıkarak sinema setinin içerisinde gördüğümüz sahne, filmden soğumaya sebep oluyor. Bu sahnenin filmin ruhuna yakışmadığını düşünüyorum. Son olarak, eğer siz de derin, düşündürücü filmleri seviyorsanız, Kuru Otlar Üstüne filmini mutlaka izlemelisiniz.

    Filmi izlediyseniz tartışmak için yorumlara beklerim.

  • Öğretmenler Odası Filmi(Das Lehrerzimmer)

    Öğretmenler Odası Filmi(Das Lehrerzimmer)

    Eğitim dünyasının sınırları içerisinde gezinirken, çoğu zaman sıkça ihtiyaç duyduğumuz şey bakış açımızı değiştirmektir. Sinema, işte bu yönüyle insanlara gerçekçi bir ayna tutabilir. Öğretmenler Odası filmi, gerçek bir öğretmen odasının iç dünyasına bizleri götürüyor. Filmin Almanya’da geçmesi kültürel olarak bazı değişikliklere sahip olsa da öğretmen ve öğretmenler odası perspektifi evrensel bir konu olduğu için herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği bir film.

    Filmin hikayesine baktığımızda, bir öğrencinin hırsızlık yapmış olabileceğinden şüphelenildiğinde, öğretmen Carla Nowak, gerçekleri öğrenmek için harekete geçer. İdealleri ile okul sistemi arasında sıkışıp kalan Carla, aldığı kararların sonuçlarıyla yüzleşirken kendi iç dünyasında büyük bir çatışma yaşar. Film, bu durumun onu yıkıma mı yoksa başarıya mı götüreceğini bizlere sunuyor.. Alman perspektifinden bakıldığında, Alman eğitim sisteminin ahlaki çıkmazını da kısmen yansıtıyor gibi görünüyor. Günümüzde, aileden topluma, çocuktan yetişkine, öğrenciden öğretmene kadar geniş bir psikososyal etki mevcut ve politik doğruluk da bu ilişkiyi son derece hassas hale getiriyor.

    Film, adından da anlaşılacağı üzere, zorluklarıyla ve neşesiyle öğretmenlerin günlük yaşamını sahneye taşıyor. Öğretmenlerin birbirleriyle olan ilişkilerinden öğrencilere yaklaşımlarına, idari işlerle boğuşmalarından öğretmenlik mesleğinin yarattığı içsel değişimlere kadar pek çok konuyu ele alıyor. Ancak bu filmi sadece öğretmenlerin hayatına dair bir portre olarak görmemek gerek. Bence asıl önemli olan konu, bize sunulan öğretmenlik mesleği gerçeği ve bunun toplum üzerindeki etkileridir.

    Filmin en büyük başarısı, öğretmenlerin karşılaştığı sorunlara ve bu sorunlar hakkında farkındalık yaratmasıdır. Öğretmenlerin mesleklerine olan saygısızlık, idari baskılar, öğrencilerin üzerine çok gidilmesi gibi konular, gerçeğin yansıması olarak karşımıza çıkıyor. Bu yüzden filmi izlerken sadece öğretmenlerin değil, toplumun da mesleklere ve meslek sahiplerine yönelik tutumlarını gözden geçirmesi gerektiği düşünülebilir.

  • Babel (2006): Dillerin Ortaya Çıkışı

    Babel (2006): Dillerin Ortaya Çıkışı

    Günümüzde artık pek çok film platformu ortaya çıktı ve film seçmek de günden güne zorlaşıyor. Geçen haftalarda film seçmek için dijital platformlar arasında gezinirken Brad Pitt’in bu filmini izlemediğimi fark ettim. Babil kelimesini görünce de dikkatimi çekti. Dil öğrenimi üzerine pek çok yazı okudum ve dil çeşitliliğinin ortaya çıkışının Babil’e dayandırıldığını hatırladım.

    İncil’de yer alan Babil Kulesi efsanesi, Tanrı’nın insanları cezalandırmak için dillerini karıştırdığını ve farklı diller konuşmaya başladıklarını anlatıyor.


    Babel, Alejandro González Iñárritu’nun imzasını taşıyan kült film. Filmi izlerken hangi duyguyu yaşayacağımı şaşırdığım bile oldu. Mekanlar arası geçiş o kadar aniden oluyor ki düşünmeye fırsat bile vermiyor. Film, kültürel farklılıkları ve dil çeşitliliğini derinden işliyor. Dünya üzerindeki her kültürün kendi değerleri, inançları ve dil yapısı var. Babel’de ise bu farklılıkların çatışması ve insanların yaralarını sarmaya çalışmalarını anlatılıyor.

    Filmin adı olan “Babel” ise bir kültür mozaiğine atıfta bulunuyor. Her bir karakterin hayatına dokunan farklı insanlar ve kültürel yapılar, filmin adeta bir parçası gibi görünüyor. Filmde, Meksika, Fas, Japonya ve Amerika Birleşik Devletleri gibi farklı ülkelerde geçen dört ayrı hikaye anlatılıyor. Bu da insanlığın ortak yarasının kültürel farklılıklarla nasıl şekillendiğini gösteriyor. İnsanların birbirlerine duydukları ihtiyaç ve bağlılık, dil bariyerlerini aşıyor ve insanların birbirlerine nasıl dokunduklarını gösteriyor. Filmdeki karakterlerin hayatları arasında çok küçük bağlantılar olmasına rağmen, tüm hikayeler birbirine dokunuyor ve bir bütün oluşturuyor.Filmin sonunda ise , birbirlerine yabancı olan ve farklı diller konuşan karakterlerin bile anlaşabileceğini ve ortak duygular paylaşabileceklerini görmek ise heyecan verici. Sonuç olarak filmi izlemenizi tavsiye ediyorum.

  • Helvetica & Helvetica

    Helvetica & Helvetica

    Tipografi, yazı ve iletişim dünyasında önemli bir rol oynamaktadır. Fontlar, metinlerin estetik ve duyusal çekiciliğini artırmanın yanı sıra içerik ile izleyici arasında güçlü bir bağ kurmada kritik bir rol oynarlar. Bu yazıda, tipografi tarihini inceleyerek tasarım dünyasının en ikonik fontlarından biri olan Helvetica’nın serüvenini keşfedeceğiz.

    Yazının temelini, 2007 yapımı “Helvetica” isimli belgeseli izleyerek çıkardığım notlardan oluşturdum.

    Sans Serif

    Çok sık karşılaştığımız bir font tipi var: Sans Serif. Sans-serif terimi, Fransızca kökenli olup “serif” kelimesinin tam zıttıdır. “Sans” kelimesi, Fransızca’da “olmaksızın” veya “yoksun” anlamına gelirken, “serif” ise yazı karakterlerinin uçlarına eklenen dekoratif unsurları ifade eder. Bu bağlamda, sans-serif yazı tipleri, süsleme veya dekoratif detaylardan yoksun olan düz hatlı fontları tanımlar. Estetik açıdan minimalist bir yaklaşım sunan sans-serif fontlar, özellikle modern tasarım ve dijital platformlarda geniş bir kullanıma sahiptir. Yani Helvetica bir Sans Serif font tipindedir. Ayrıca, kullanılmaması için üstüne seminerler verilen Comic Sans yazı tipi de bu kategoride öne çıkar. Microsoft tarafından eğitim materyalleri için tasarlanan bu fontun oluşumuna baktığımızda, Sans kelimesi “yoksun” anlamına geldiğinden, Comic Sans ile birleşince “Komik Değil” gibi bir anlama gelmektedir.

    Die Neue Haas Grotesk

    Helvetica’nın serüveni, Max Miedinger’ın fontun pazalamacısı olarak görev yaparken sonradan fontun yaratıcısı haline gelmesiyle başladı ve fontu Eduard Hoffmann ile birlikte geliştirdi. Die Neue Haas Grotesk ile tasarım dünyasına adım atan Helvetica, temiz ve düz hatlarıyla dikkat çekerken, negatif alana odaklanma kararıyla tasarlanmıştır. 1950’li dönemlerde İsviçreli tasarımcıların sade ve temiz estetiği, tasarım dünyasında bir çığır açtı. Haas Type Foundry’nin kontrolü altında geçen bu süreç, fontun evriminde kritik bir rol oynadı.

    Helvetica ismi, İsviçre’nin resmi dillerinden biri olan Latince kökenli “Helvetia” kelimesinden türetilmiştir. “Helvetia,” İsviçre’nin tarihi adıdır ve ülkenin Latincedeki adıdır. Helvetica fontu, İsviçre’de doğmuş olduğu için bu ismi almıştır.

    Stempel ve Linotype ile Helveticalaşmak

    Helvetica’nın evrimindeki önemli aşamalardan biri, Stempel ve Linotype’un kontrolü altına girmesidir. Bu şirketler, Helvetica’nın popülerliğini artırmada ve fontun daha geniş bir kitleye ulaşmasında kritik bir rol oynadılar. Helvetica’nın ismi, Neue Haas Grotesk’ten Helvetica’ya değiştirildi. İlk olarak Helvetia ismi öne çıksa da İsviçre anlamına gelen bu kelimenin bir bağlılık oluşturacağına, tek bir yere ait olacağına karar verip bu isimden vazgeçmişler. Bu değişiklik, fontun uluslararası alanda daha geniş bir kabul görmesine ve kullanılmasına olanak tanıdı. Apple, IBM, Lufthansa Airlines, American Apparel, Panasonic, Harley Davidson, Skype, Target, Toyota, Motorola gibi şirketler bu fontu aktif olarak kullanmaya başladılar. Havayolu firmaları, sokak tabelaları, uyarı levhaları gibi şehrin tüm işaretleri ve hatta devlet dairelerindeki resmi evraklar bile Helveticalaştı.

    Helvetica & Helvetica

    Modernizm ve Postmodernizm İkilemi

    Modernizmin font tasarımları, tasarım dünyasında devrim niteliğinde bir değişim başlattı. Temiz hatlar, geometrik formlar ve işlevselliği vurgulayan modernist prensipler, yazı tiplerini sadeleştirdi ve okunabilirliği artırdı. Helvetica gibi fontlar, bu modern estetiği benimseyerek minimalist ve evrensel bir görünüm sunuyor. Modernizmin etkisi altında geliştirilen yazı tipleri, zaman içinde değişen tasarım trendlerine direnç göstererek günümüzde hala tercih edilen tasarımlar arasında yer alır.

    Postmodernizm, bu modern estetiği sorgulayarak ve çeşitliliği vurgulayarak ortaya çıktı. Font tasarımlarında da bu değişime paralel olarak, yazı tiplerinde daha özgün, süslü ve çeşitli bir yaklaşım benimsendi. Postmodern fontlar, modernizmin sade ve minimalist yaklaşımına karşı, farklı tarzları bir araya getirerek daha deneysel bir estetik sunar. Bu postmodern dönüşüm, tasarımcılara daha fazla özgürlük tanıdı ve font tasarımlarında çeşitliliği arttırmak için ekstra çabalara giriştiler. Helvetica’ya en büyük eleştiri de bu dönemde geldi. Tasarım bilmeyenler büyük boş alanların bir kenarına Helvetica fontuyla yazısını yazıp bırakmasıyla tasarımın bir bütün oluşturmadığına ve hepsinin bir birine benzediğine dikkat çekiyorlar. Belgeseldeki bir diğer görüş de şöyleydi; bugün Marlboro’nun marka kimliğini oluşturan yazı fontu Neo Contact ismindeki bir font. Bugün o markaya baktığımızda kolay tanınabilirlik sağladılarsa bunu Helvetica’dan ayrışarak yaptıklarını da söylemek mümkün.

    Bana kalırsa, estetik açısından bunca yıla rağmen Helvetica, hala tipografiyi ve tasarım dünyasını domine etmeye devam ediyor. Modern tasarımın simgesi olarak kabul edilen Helvetica, minimalist ve evrensel çekiciliğiyle tasarımcıların vazgeçilmezi olmaya devam edecek gibi duruyor.

  • React Native Could not create task ‘:react-native-safe-area-context Hatası

    React Native Could not create task ‘:react-native-safe-area-context Hatası

    Bugün sizlerle kendi deneyimimden yola çıkarak React Native ve React Navigation’da karşılaştığım bir hatanın çözümünden bahsedeceğim. Belki aranızda aynı sorunla karşılaşanlar vardır diye düşündüm, umarım yardımcı olabilirim.

    React Native’in 0.72 sürümüne React Navigation’ın 6.1.7 sürümünü kurarken, :react-native-safe-area-context:compileDebugAndroidTestKotlin hatasıyla karşılaştım. Eğer siz de benim gibi bu durumdan müzdaripseniz, bir çıkış yolu bulabileceğimizi söyleyebilirim.

    Topluluk sorunun farkında, sonraki güncellemelerde bu hata giderilecektir. Ancak Kotlin sürümünü değiştirerek hızlı bir çözüme ulaştım.

    1. Projenizin ana dizinindeki android klasörüne gidin.
    2. android/build.gradle dosyasını açın.

    Dosyanın en altındaki dependencies bölümüne aşağıdaki satırı ekleyin:

    dependencies {
       classpath "org.jetbrains.kotlin:kotlin-gradle-plugin:1.9.0"
    }
    

    Bu basit değişiklikle, Kotlin sürümünüzü 1.9.0’a çekmiş olacaksınız ve :react-native-safe-area-context:compileDebugAndroidTestKotlin hatası da tarihe karışacaktır.

    Umarım sizin için de faydalı olur. Eğer farklı deneyimleriniz veya başka önerileriniz varsa, lütfen yorumlarda paylaşmayı unutmayın. Birbirimize destek olmak her zaman güzeldir.

  • Aralıklı Tekrar (Spaced Repetition)

    Aralıklı Tekrar (Spaced Repetition)

    Son zamanlarda sık kullandığım, aralıklı tekrar yöntemiyle bilginin kalıcılığını hedefleyen yöntem ve uygulamalardan bahsedeceğim. Aralıklı tekrar denilen yöntem bilginin öğrenme aşamasındayken 1 gün, 2 hafta ve 6 ay gibi farklı sürelerle bilginin tekrar edilmesini hedefler. Böylelikle bilgi bu tekrarlar sonucu kalıcı hale gelir. Bu yöntem çevremden gözlediğim kadarıyla özellikle Tıp öğrencilerinin gözdesi niteliğinde.

    Aralıklı tekrar yapmak ilk başta zor gelebilir ancak zamanla kalıcı öğrenmeye ulaşıldığında keyifli bir hale dönüştüğünü söyleyebilirim. Okuduğum pek çok makale arasında en kapsamlı araştırmanın Miguel A. Varela’nın makalesi ancak onda da ideal aralık süresi netleştirilebilmiş değil bu sebeple deneme-yanılma yoluyla ideal sürenizi kendiniz belirleyebilirsiniz.

    Aralıklı Tekrar Uygulamaları

    Aralıklı tekrar en popüler uygulaması Anki, kişiselleştirilebilmesi ve eklentileriyle başarılı bir uygulama ancak uygulamanın iOS uygulamasının pahalı olması ve tasarımını sevmediğim için farklı uygulama arayışına girdim ve pek çok uygulama denedim. Şuan en keyiflisinin Zorbi olduğunu söyleyebilirim. İnternet üzerinde bir yazı/makale okurken ekleme yapmak için Chrome eklentisi iş görüyor. Uygulamanın ücretsiz versiyonunun fazlasıyla yeterli olduğunu söyleyebilirim.

  • Zagreb Notları

    Zagreb Notları

    Zagreb’e Giriş

    Zagreb’e Türk Hava Yolları uçağı ile giriş yaptık. Bunu söylememin bir sebebi var. Havalimanına inip, pasaport kontrolünden geçtikten sonra birlikte seyahat ettiğim arkadaşım Murat’ın valizi gelmedi. İletişime geçmek için kayıp-eşya bürosuna gittik. Valizin hasarlı olduğunu ve incelemeleri gerektiğini söylediler. Zagreb Havalimanı’nın yer hizmetlerini yapan firma Havaş bu arada. Oradaki görevli Türk Hava Yolları ile geldiğimiz için Türk Hava Yolları personeli çağıracağını ve incelemeyi onların yapacağını söyledi ve THY Turkish Technic’ten bir personel geldi ve valiz problemini yeni bir valiz ile değiştirerek hızlı bir şekilde çözdü.

    Havalimanından Ulaşım

    Sorunlar çözüldükten sonra şimdi geldi şehir merkezine gitmeye. İlk gelişimiz olduğu için Uber kullanarak €20 ile şehir merkezine ulaştık. Şehirde gezerken karşılaştığımız Türkler Bolt uygulamasının daha uygun olduğundan bahsedince şehir içinde ve dönüşte Bolt kullandık. (Fiyatlar sürekli değişiyor, Uber ile karşılaştırıldığında daha uygun oluyor.)

    Bolt

    Erasmus+ Projesi

    Younclusion ve Platypus partnerliğinde Hırvatistan, Sırbistan, Romanya, Portekiz ve Türkiye’nin katıldığı Avrupa Birliği Erasmus+ projesi için gittik ve şehir merkezinde bulunan TimeOUT Heritage Hotel’de kaldık. Otelin girişi biraz garip gelebilir, kapıdan ilk girdiğimizde elimizde valiz ve çantalarla bir partinin ortasında kaldık ve geri dönmek üzereyken görevliler uyardı ve parti alanının içinden, dans eden insanların arasından geçerek resepsiyona ulaştık. Giriş işlemlerini tamamlayıp odalara çıktık. Ayrıca otelin alt katında otel misafirlerinin ücretsiz giriş yapabildiği, şehrin en popüler gece kulübü, OUT Bunker bulunuyor. Otelin 2.katında bulunan aktivite odasında projelerimizi, çalışmalarımızı ve kültürel tanıtımlarımızı gerçekleştirdik.

    Romanya Kültürü

    Şehrin Ruhu

    Şehir, mimari olarak Budapeşte’yi andırıyor. Şehrin yapısı çok iyi korunmuş ve bazı sokaklar trafiğe kapatılarak ulaşım altyapısı birbirine doğru bir şekilde bağlanmış. 1891 yılında atlar ile başlayan tramvay sistemi, günümüzde elektrikli olarak 2.Dünya Savaşı döneminden kalma ve yeni nesil tramvaylar ile birlikte devam ediyor ancak biz daha çok yürümeyi tercih ettik. Sokak sanatı şehrin her bölgesinde hakim. Sokaklarda, duvarlarda, yerlerde, hemen hemen her yerde graffiti ve tag çalışmalarının kullanıldığını görüyoruz.

    Acı Gerçek: Deprem

    Proje kapsamında Hırvat Parlamento Binasını ziyaret ettik, küçük bir binaya sahip olan bu yer, pek çok devlet işlerinin de görüldüğü alan olarak hizmet veriyor. Avrupa Birliği’ne geçişten sonra yenilikler yaparak uyum çalışmaları tamamlanmış. Duvarlardaki yıkık alanlar ve dökülen alçılar dikkatimizi çekiyor ve sorduğumuzda 6.4 şiddetindeki 2020 Petrinja depreminden şehirdeki pek çok binanın yanı sıra parlamento binasın da etkilenmiş olduğunu öğreniyoruz.

    Sokaklarda kendi halimizde gezerken bir okul müzesine rastlıyoruz ve içeri giriyoruz. İçeride öğrencilerin fotoğrafları, öğretim araçları, çocuklar için oyun gereçleri ve 80’li yıllardan kalan Hırvat yapımı Ivel Ultra bilgisayar ve disketler yer alıyor. Müzeyi oluşturan bir kadın, depremde yıkılan bir okuldan kalanların çıkartılarak müze haline dönüştürülmesi sağlanmış. Okul yıkılmasına rağmen hiç bir öğrenci zarar görmemiş. Biraz sohbet ettiğimizde, depremde Petrinja’da 12 yaşındaki bir kızın öldüğünden bahsetti ve 1 can 1 candır diyerek, Türkiye’de gerçekleşen depreme de vurgu yaparak hüznünü belirtti.

    Müzeler ve Sanat Galerileri

    Yürümeyi, kendi halimde gezerek şehri keşfetmeyi, sıralı bir şekilde şehir turlarını takip etmekten daha çok seviyorum. Yine kendi halimizde yürürken 1930-2006 yıllarında yaşayan Antun Karavanić’in ücretsiz bir sanat galerisine denk geliyoruz ve içini gezmeye başlıyoruz. Eserlerine baktığımızda soğuk savaş izlerini görüyoruz. Orden za brutalnost (Vahşet Düzeni) isimli üçlü eserine baktığımızda bir tarafta Batı’nın yansımasını diğer tarafta Doğu’nun yansımasını iki eserin ortasında ise Doğu’nun(SSCB) özgürlük güneşi altında miğferli kırmızı bir Centaurun Moskova ve New York şehirleri arasında sıkışıp kaldığını görüyoruz. Bu eserleri Karavanić’in imzası niteliğinde olan müzik enstrümanları ile de desteklemeyi de ihmal etmiyor.

    Çok sayıda tarihi uçak, araba, makine ve ekipmanın sergilendiği, ülke tarihinde kullanılan bilimsel ve teknik aletlerin yer aldığı Zagreb Nikola Tesla Teknik Müzesi’ni de ziyaret ediyoruz. Kapanma saatine yakın geldiğimiz için çok hızlı bir şekilde zaman kaybetmeden araçların fotoğraflarını çekerek, çalışmaları inceleyerek biraz da eğlenerek ziyaretimizi tamamlıyoruz.

  • Film ve Dizi İncelemelerinde Nelere Dikkat Ediyorum?

    Film ve Dizi İncelemelerinde Nelere Dikkat Ediyorum?

    Film ya da Dizi incelemesi yaparken genellikle oyunculuk, yönetmen, sinematografi ve senaryo olmak üzere temel konular üzerinde duruyorum. Bunların yanısıra izlediğim içerik beni içine çekiyor mu? Bir bağ oluşuyor mu? Bunlar da benim için önemli kriterler arasında.

    İlk olarak filmi baştan sona izliyorum ve inceleme yapmaya değer bulursam, düşüncelerim üzerinde etki oluşturmaması için o film hakkında hiçbir yorum ya da eleştiri yazısı okumuyorum.

    Filmi ikinci kez, bende oluşturduğu yerlere odaklanarak tekrar izliyorum. Karakter ve olay örgülerini çıkartarak film hakkında detaylı inceleme için yeterli verim oluşuyor. Filmin kırılım noktalarına bakıyorum ve ön planda olan etkinin, oyunculardan mı kaynaklandığını yoksa sinematografiden mi kaynaklandığını belirliyorum ve o konu üzerine yoğunlaşarak teknikler üzerinden filmin detaylarını inceliyorum. Filmin gerçek ile bağlantısının olup olmaması, verilen mesajların uygun yerlerde olması, kullanılan görsel efekt ya da tekniklerin uygunluğu görüşlerim üzerinde en çok etkiye sahip faktörlerdendir.

    Genelde spoiler verme taraftarı değilim ancak, spoiler vermem gerekiyorsa yazıyı ikiye bölüyorum ve son kısımı spoiler alanı için ayırıyorum.

    Son olarak yazıyı yayınlamadan önce diğer eleştiri ve yorumları okuyarak seyircilerin nerelere odaklandığını belirliyorum ve dikkatimden kaçan kısım var ise o filmin o kısımlarına tekrar gözatıyorum ve duruma göre yazıya ekleme yapıyorum.

    Film, dizi ya da kitap incelemesi yapmak hem bana keyif veriyor hem de aradan uzun zaman geçse bile yazdığım inceleme yazısına hızlıca göz göz gezdirmek, film hakkındaki görüşlerimi kolay bir şekilde hatırlamamı sağlıyor.

  • Modern Adres Sistemi

    Modern Adres Sistemi

    Adres Bilgi Sistemi

    Türkiye’de uzun uzun mahalle, sokak, bulvar isimleri yer alıyor bunun yanında apartmanların özel adı olması adres metnini daha da uzatıyor. Bu duruma çözüm olarak 2013 yılında adres bilgi sistemi getirildi. Her daire/evin kendine ait 10 haneli bir kodu oluşturuldu. Bu 10 haneli kod ile daire numarasına kadar nokta atışı adres belirtmiş oluyorsunuz. Form doldururken uzun uzun adres yazmaya gerek kalmayan bir sistem olması herkesin temennisi olmalı. Sisteme ek olarak kişinin o dairede oturup oturmadığını da T.C. Kimlik No ile teyit edebiliyorsunuz. Bu yeni adres sistemi henüz kısıtlı kullanıma sahip, alışveriş siteleri kullanana kadar da bu şekilde kalmaya devam edecektir.
    Adres Bilgi Sistemi Websitesi
    Sorgulama yapıldıktan sonra çıkan Bağımsız Bölüm Kimlik Numarası girilen adresin kimlik numarasıdır.

    Açık Kaynak Adres Sistemi: Plus Codes

    Globale baktığımızda Google’ın bu konuda bir çalışması olduğunu görüyoruz. Google Maps’ten yararlanarak oluşturduğu Plus Codes servisi ile hem adres metnini kısaltmayı amaçlıyor hem de adressiz bölgelere adres tahsis etmiş oluyor. Peki bunu nasıl yapıyor: Coğrafi koordinat sistemini (enlem, boylam) kullanarak adresi kabaca belirliyor ve adrese yaklaşıldığında ızgaralara bölünmüş alandan adresi işaretlemeniz isteniyor. Böylelikle küçük kutulara ayrılmış ızgaralarda nokta atışı işaretleme yapılarak numara görüntülenebiliyor. İlk 4 hane şehri, ikinci 4 hane enlem ve boylamı, + işaretinden sonraki kısım ise ızgara yerini belirtiyor. Ayrıca bu kodu Google Maps aramalarında kullanarak adres tarifinizi kolaylaştırabilirsiniz.

    Plus Codes adres örneği: “8GFJWRGP+2Q” ya da “WRGP+2Q, Ankara

  • The Serpent (2021)

    The Serpent (2021)

    The Serpent

    BBC & Netflix ortak yapımı, 8 bölümden oluşan mini dizi The Serpent, seri katil Charles Sobhraj’ın gerçek hayatını konu alıyor. İki hollandalı gezginin birden kaybolması Hollanda diplomatı Herman Knippenberg’in dikkatini çeker ve Bangok, Hindistan, Pakistan ve Fransa gibi pek çok ülke arasında flashback’ler ile (Dark dizisindeki gibi kafa yakan türden değil) tarihi ve kültürel bir seyahate çıktığımız hikayemiz başlar. Bu incelemenin daha çok gerçek hayattan bilgiler içerdiğini, hippi yaşamına fazlasıyla yer verdiğimi öncesinde söylemem gerekli.

    Huzurlu 70’ler

    2. Dünya Savaşı sonrası tekdüze bir hayata geçiş yapan ailelerin çocukları bu rahat hayattan sıkılırlar. Barış, özgürlük ve aşk hareketi ortaya çıkar. İlk olarak 1967 yılında “Summer of Love” hareketiyle San Fransisco’da toplanırlar. “The Beatles” ve “The Rolling Stone” gibi rock müzik gruplarının yaygınlaşması ile sıkıcı hayatlarından kurtulmak ve daha özgür hissetmek için ruhani bir arayış içine girerler.

    Hippi Yolu: Ruhani Arayış

    The Serpent (2021)

    Sadece sırt çantalarını yanlarına alarak Batı Avrupa’dan başlayan Hippi yolunu, “Magic Bus” olarak isimlendirdikleri renkli özgürlük sembolleriyle boyalı otobüsler ile Katmandu’da sonlandırırlar. Ana buluşma noktalarından bir tanesi ise İstanbul’daki Lale Restourant’tır. (Hippiler bu ismi söylemesi zor geldiği için raflardaki pudinglerden dolayı Pudding Shop olarak olarak söylermiş.)

    Pudding Shop Lale Restaurant
    The Serpent (2021)

    Tabi o zamanlar haberleşme aygıtları bu kadar yaygın değildi. İstabulda toplanan Hippiler bu restoranda toplanır ve panoya hangi güzergahtan gideceklerini ve araçlarında kaç kişilik yerleri olduğu gibi duyuruları bu panoya yazarak haberleşirler ve kendilerine yoldaş ararlar.

    Pudding Shop Lale Restaurant Pano
    Credit: Mark Ahsmann

    Zıtlıklar Karmaşası

    Diziye tekrar döndüğümüzde kötü kahraman Charles Sobhraj’ın dizide iyi gösterilip, antagonist olan Hollandalı diplomat Herman Knippenberg’in takıntılı bir kişi olarak bize yansıtıldığını görüyoruz. Bu biraz senaristin izleyicileri karmaşanın içinde dizinin sonuna kadar devam eden akıcılığın yakalanması için yaptığını düşünüyorum. Diplomatın’da azimli mücadelesi ise takdire şayan.

    Sinematografi

    Dizide kullanılan kıyafetler ve mekanlar 70’li yılların ruhunu yansıtmakta başarılı. Dizinin introsundan başlayan gerilim tüm sezon boyunca devam ediyor. Besteci Dominik Scherrer’in besteleri ve 70’leri yansıtan Fransızca ve Tayca müzikler bizi diziye daha çok adapte ediyor.

  • Yeni Nesil Tuzaklara Dikkat!

    Yeni Nesil Tuzaklara Dikkat!

    Son zamanlardan çevremden 2 kişinin yeni dolandırılma yöntemleriyle karşı karşıya kaldığını görünce dikkatli olmanız konusunda sizleri uyarmak istedim. İlk olarak hangi yöntemleri kullandıklarına bakalım:

    Yöntemler

    İlk kişi Youtube’da kripto para üretme cihazı nasıl çalışır videolarını izlerken videonun açıklama kısmındaki bağlantıdan cihazların satıldığı web sitesine giriyor. Web sitesi İngiltere merkezli bir adrese ve kurumsal bir görünüme sahip. Buna güveniyor ve kripto para ile ödeme yaparak ürünün siparişini veriyor. Ardından web sitesinden ve kargo şirketinden e-posta ile takip kodu gönderiliyor. Buraya kadar her şey normal gibi görünüyor ancak olay burada kopuyor. Web sitesindeki yetkili iletişime geçerek ürünü yanlışlıkla 3 tane gönderdiklerini, ürünü kargodan geri çekmenin masraflı olacağını, 1 tane parası daha öderse sorun olmayacağını belirtiyor. Ekstra para gönderildikten sonra kargo tekrar harekete geçiyor ve 1 günün ardından sınır ülkesinde durdurulduğu, sigorta parasının hemen ödenmesi gerektiği ve ürün ulaşınca bu paranın iade edileceğini içeren bir eposta ile bilgilendirme yapılıyor. Aksi halde ürünün gümrükte sonsuz kadar kalacağı ve iade olmayacağı da söylenerek ikna edilmeye çalışılıyor. Gönderilen paralar yanmasın diyerek bu sefer daha da fazla ücret isteniyor. Oysaki, WHOIS sorgusuyla satış yapılan web sitesine ve kargo şirketinin web sitesine baktığımızda ikisinin de yakın tarihlerde ve aynı kişiler tarafından açıldığı açıkça görülebiliyor. Araştırma yaptığımda web sitesinin çoğu derecelendirme yerinde 5 yıldız ve 1 yıldız aldığını gözlemledim. 5 yıldızlar aynı tarihlerde gönderilirken, 1 yıldızlar farklı tarihlerde ve dolandırıcı olduklarını ve dikkatli olunmasını gerektiren yorumlar içeriyordu. Sonuç olarak güvenilir web siteleri haricinde tamamen rastlantı eseri karşılaştığınız web sitelerinden alışveriş yapmanızı önermiyorum. WHOIS bilgisine https://who.is/ adresine alan adını yazarak bakabilirsiniz. Buradaki bilgiler gizlenmiş de olabilir ancak alan adı kayıt tarihi, yeni bir web sitesi olup olmadığı ile ilgili size bir fikir verecektir.

    İkinci yöntem, Facebook üzerinden arkadaşlık isteği gönderilmesiyle başlıyor. Kişi sizi konuşmasıyla etkiliyor ve dost canlısı bir tavır sergileyerek güveninizi kazanmaya çalışıyor. Normalde doğrudan para istenmesini çok duymuşsunuzdur ancak burada durum biraz daha farklı. Kişi kendisinin Suriye’de yaşadığını çok parası olduğunu ve bu parayı ülkeden çıkarmak için nakit para ve altın dolu kargoyu size gönderdikten sonra gelmek istediğini söylüyor. Üstteki yönteme benzer şekilde sizin bilgilerinizin yer aldığı, toplam kargo ağırlığının 15KG olduğu yazılı bir eposta alıyorsunuz. Aynı üstteki yöntemdeki gibi tüm bilgilerinizin yazılı olduğu gerçek gibi görünen bir kargo şirketi. Kargo yola çıkıyor, ülke değiştiriyor ve gümrük masrafı için 1000 dolar masraf çıkıyor. Kargo şirketi size e-posta gönderiyor ardından Facebooktaki kişi size aceleci bir tavırla bu parayı ödemenizi, kargonun geri dönmemesi gerektiğini belirtiyor. “Kargonun içi zaten para dolu, gelince birlikte paylaşırız” diyerek ikna etmeye çalışıyor. Ayrıca belirtmem gerekir ki. Kargo şirketinin gönderdiği IBAN numarası Ziraat Bankasında yabancı bir isme ait. Oysaki bu kargo şirketine de WHOIS sorgusu yaptığımızda 3 ay önce kurulan yeni bir web sitesi olduğu rahatlıkla görülebiliyor. Sitenin eski tarihli olması bu durumu önlemez ancak yeni olması en azından kaçınmanız gerektiğini gösterir.

    Nasıl Korunuruz?

    • Güvenli web sitelerinden alışveriş yapın.
    • Bilmediğiniz bir web sitesi ise Reddit, Ekşi sözlük gibi platformlarda yazılmış olan yorumların ne kadar süredir var olduğuna bakın.
    • WHOIS sorgulaması yaparak alan adlarının ne kadar süre önce açıldıklarına ve orada belirtilen iletişim bilgilerini teyit etmeye çalışın.

    İki kişinin de kargo şirketinin kurumsal ve global görünümüne aldandığını gördüğüm için dikkatli olmanız konusunda uyarmak istedim.

  • Güçlü Şifre Nasıl Oluşturulur?

    Güçlü Şifre Nasıl Oluşturulur?

    Yakın zamanda pek çok hacklenme olayları meydana geldi. Bunlardan birisi bir yemek sipariş sitesi, bir diğeri ise Facebook. yemek sipariş sitesinde şifreler SHA-256 ile şifrelenmiş olarak ele geçirilmiş. Ancak hacklerların kendi veri tabanlarını oluşturduğu bilindiği için aynı şifre farklı bir websitesinde kullanıldıysa ve bu sitede deneme yapılıp doğrulandığında SHA-256 olarak şifrelenen veri, açık olarak listelenecek ve şifrenizin SHA-256 verisi açığa çıkacaktır. Bu sebeple hacklenen websitelerinde her zaman şifrenizi yenilemenizi tavsiye ediyorum. Peki bu durumlar yaşanmaması için neler yapabiliriz ona bakalım.

    Kendi Kombinasyonunuzu Oluşturun

    Farklı sitelerde aynı şifreyi kullanmak en büyük hatadır. 1 site hacklendiğinde tüm sitelere erişim vermiş olursunuz bu sebeple her site için farklı şifre oluşturulmalı. Peki ama bu kadar şifre nasıl akılda kalacak? En iyi yöntem kendi kombinasyonunuzu oluşturmanızdır. Şifrelerinizi oluştururken değişkenler belirlemelisiniz.

    Örneğin; genel şifrenizin “Deneme” olduğunu varsayıyorum. Facebook için şifre koyacaksanız şöyle bir yol izlenebilir: (Website alan adı karakter sayısı X 2 Deneme+website alan adı kelime baş harfleri ilksayı+7) Şöyle bir şifre ortaya çıkacaktır: “16Deneme+f*15” bu şifre her web sitesi için farklı olacaktır ve kombinasyonu sadece siz bildiğiniz bir sitede şifreniz açığa çıksa bile diğer sitelerdeki verilerinizi korumuş olacaksınız.

    İkinci bir yol olarak uzun cümleleri kısaltarak akılda kalıcı, uzun şifreler de oluşturabilirsiniz. Diyelim ki adresiniz Yücetepe mahallesi, Akdeniz Cd. No:31 Ankara. Bu adresi kullanarak şöyle bir kombinasyon oluşturalım:

    Sadece ilk harfleri kullanarak;

    mahalle adı büyük, mahalle kelimesi küçük, yatay çizgi, büyük harfle sokak adı, küçük harfle sokak kelimesi, bölü işareti, büyük harfle N, adres numarası, çarpı işareti, il kodu, artı işareti, adres numarası ve website alan adı karakter sayısı*2’nin toplamı

    Ym-Ac/N31*06+47 → 15 karakterli bir şifre oluşturmuş olduk.

    Farklı kombinasyonlar oluşturarak, kendiniz için akılda kalıcı şifreler oluşturabilirsiniz.

    Standart Uyarılar

    • Sözlükte yer alan kısa kelimeler kullanmayın, bu kelimeler ilk şifre deneme listelerinde yer alacak kelimelerdir. (D3N3M3) şeklinde kelimeleri sayılar ile maskelemeniz de işe yaramayacaktır. Bu tarz kombinasyonlar da ilk listeler arasında.
    • Basite kaçmayın, olabildiğince farklı tipte karakterler kullanın.
    • Lastpass, Google Password gibi şifre oluşturucular kullanabilirsiniz.
    • Eğer websitesinde 2 faktörlü doğrulama mevcut ise kesinlikle kullanın.
Our site uses cookies. Learn more about our use of cookies: cookie policy

Sign Up for Our Newsletter